30 Nisan 2016 Cumartesi

Nisan 30, 2016 tarihinde, tarafından

Seyahat Yardımcısı : Amritsar (Hindistan)

Amritsar Golden Temple India Hindistan Sri Harmandir Sahib

Pencap eyaletinin Hindistan sınırlarında kalan şehri, Sihizmin merkezi ; Amritsar, eski adıyla: Ramdaspur.

Havayolu ile Sri Guru Ram Dass Jee Havalimanı'ndan veya tren/şoförlü kiralık araçlarla Delhi ve Varanasi gibi merkezi şehirlerden Amritsar'a ulaşılabiliyor. Şehrin merkezine ise çok sayıda ön ödemeli, 'paylaşımlı taksi' kalkıyor.

Şehirde görülecek en önemli yer, Sri Harmandir Sahib tapınağının (veya Sri Darbar Sahib, yani Tanrı'nın İkamet Yeri) bulunduğu kompleks. İçerisindeki tapınak, Sih'lerin 'gurdwara' denilen ibadet yerlerinden en kutsal olanı. Sih'lerin 10 guru'sundan (usta, öğretici. İlk guru Nanak'tan sonra gelenlere kısaca 'nanak' da deniliyor) beşincisi Guru Arjan Sahib tarafından, tüm Sih'ler için ortak bir ibadet alanı olması için tasarlanmış. Guru, Sih'lerin hoşgörüsünün bir göstergesi olarak da ilk taşını müslüman Miyân Mîr Muhammed'e koydurmuş.

Tapınak, Amrit Sarovar (Nektar Havuzu) denilen gölet üzerine kurulu. Gölet, dördüncü Guru Ramdas Sahib tarafından oluşturulmuş, beşinci Guru Arjan Sahib tarafından da genişletilmiş. Çoğunluğu Pakistan sınırları içerisinde yer alan Ravi Nehri'nden beslenecek kanallar inşa edildikten sonra buranın tam ortasına Sri Harmandir Sahib inşa edilmiş, bir süre sonra iç kısmı mermerle, dış kısmı da altınla kaplanmış. Bu altın kaplama nedeniyle Sri Harmandir Sahib, 'Altın Tapınak' olarak da biliniyor. Altın Tapınağa gölet üzerindeki yoldan ulaşılmakta. Bu yolun ruhun ölümden sonraki yolculuğu sembolize ettiği söyleniyor. Tapınağa girebilmek için bu yolda uzun süre sıra beklemek gerekiyor.

Amritsar Golden Temple India Hindistan Sri Harmandir Sahib
Amrit Sarovar'ın oluşumu sırasında çevresinde kurulan Amritsar, adını bu göletten almaktadır

Tapınağın dört tarafında da giriş bulunuyor. Bunun dünyanın dört bir yanındaki, her kültürden insanlara açık olduğunun göstergesi olduğu belirtiliyor. Tapınağın içerisinde Sih'ler ibadetlerini gerçekleştiriyor. İçeride bulunan merdivenlerden bir üst kata, ardından da teras katına çıkılabiliyor. Her katta bir din görevlisi kutsal kitaptan bazı kısımları okuyor. Tapınak çıkışında görevliler gölden aldıkları suları ziyaretçilerin eline döküyor.

Komplekste Altın Tapınak haricinde birçok yapı daha göze çarpacaktır. Sih'lerin beş takhatından (Sih otoritelerinin tahtı) biri olan Akal Takhat (ebedi tanrının tahtı), Sih'lerin politik egemenliğinin sembolü olarak biliniyor. Tapınak manevi rehberliği, Akal Takhat ise adalet dağıtımını sembolize ediyor. On birinci ve sonuncu guru olarak bilinen, Sihizmin kutsal kitabı Guru Granth Sahib her sabah buradan alınarak altın bir tahtırevan üzerinde Altın Tapınağın içerisine taşınıyor, duaların ardından akşam üstü tekrar Akal Takhat'a getiriliyor. Geri götürüldükten sonra da tapınağın içerisi kovalarca süt ile yıkanarak temizleniyor.

Akal Takhat önünde, tapınaktan çıkanlar için Hindistan'ın meşhur irmik helvasının bir çeşidi olan 'kada prasad' servis ediliyor. Bunun haricinde bir gelenek olarak, 10 rupiye bilet karşılığı alınabilen, yapraktan yapılma bir kase içerisinde konmuş helvanın, az ilerideki masaya götürülerek sembolik bir miktarı bağışlanıyor.

Amritsar Golden Temple India Hindistan Sri Harmandir Sahib

Hindistan'ın üçüncü başkanı Indira Gandi'nin emriyle, kompleks üzerinde kontrolü sağlamak, buradaki askeri oluşumu dağıtmak için Hint ordusu tarafından düzenlenen operasyonda (Operation Blue Star) birçok kişi yaşamını yitirmiş, Akal Takhat büyük hasar görmüş. Kutsal yerlerine olan bu saldırı sonrasında ise başkan Sih korumaları tarafından öldürülmüştür.

Kompleks içerisinde yer alan diğer bir önemli yer de Guru Ka Langar (Tanrının Mutfağı). Sihlerin gurdwara'larında, tüm ziyaretçileri için ücretsiz olarak yemek sunulan yerleri (langar) bulunuyor ve Guru Ka Langar günde ortalama 40 bin, özel günlerde ise 200 bin kişiye yemek verebilecek kapasitede muazzam bir yer. Mutfak girişinden alınan bir tepsi ile üst kattaki yemekhaneye geçip yere sıralanan insanlar, kendilerine sunulan yemekleri yiyorlar.

Amritsar Golden Temple India Hindistan Sri Harmandir Sahib
Guru Ka Langar'da, herkesin yiyebilmesi için vejetaryen yemek çıkıyor. Aralarda dolaşan görevliler, ekmek ve su servisinin yanı sıra, yemekleri bitenlere ilave yapıyor. Tamamen ücretsiz olarak gerçekleştirilen bu etkinliğe dış kısımlarda bulunan yardım kutularına para atarak destek olunabiliyor

Amritsar Golden Temple India Hindistan Sri Harmandir Sahib
Guru Ka Langar'da yüzlerce insan yemek yapımında ve bulaşık yıkamada çalışıyor

Bu misafirperverlik ve ikramlar kompleks genelinde de sürüyor. Her köşebaşında yer alan bölmelerde görevliler ziyaretçilere kap içerisinde su servisi yapıyorlar. Kalacak yerleri olmayanlar için de ücretsiz konaklama sunulan yurtlar bulunuyor.

Kompleks içerisine erkek-kadın fark etmeksizin başta örtü olmadan (pagri ya da dastar olarak biliniyor) girilmeye izin verilmiyor. Bu yüzden girişte dağıtılan bez parçası kafaya geçirilebilir veya dışarıdaki dükkanlardan 10-100 rupi aralığında değişen çeşitli bezler sardırılarak içeriye giriş yapılabilir. Altın Tapınak'a ayakkabı, çorap ve çanta ile de girilemiyor. Ayakkabı ve çantalar için dış kısımda görevliler tarafından işletilen ücretsiz odalar bulunuyor. Fiş karşılığında eşyalar buraya bırakılabiliyor. Kompleks girişinde bulunan ufak su birikintilerinde ayaklar yıkanarak içeriye giriliyor.

Hindistan'da ergenlik çağına girmiş tüm erkek Sih'lerin dastar takmaları gerekiyor. Sihizm'in kurucusu Guru Nanak Dev'den beridir bu gelenek sürüyor. Dastar temel olarak 3 farklı rengi bulunuyor: beyaz, mavi ve turuncu. Çoğu Sih turuncu olanını tercih ediyor. Bu renk bilgeliği temsil ediyor. Mavi renk savaşçılığı ve koruyuculuğu temsil ediyor ve daha çok din görevlileri ve Gyani'ler (Ardās ve Kirtan gibi törenlere liderlik eden kişiler) tarafından giyiliyor. Beyaz olan ise insan aurasını (bedeni sarmalayan elektromanyetik alan) güçlendirdiği gerekçesiyle tercih ediliyor. Siyah renk de diğer bir yaygın renk ve daha çok gençler tarafından giyiliyor. Kadınlar bu türbana ek olarak chuni veya dupatta adı verilen eşarp örtünüyorlar. 
Kadın-erkek tüm Sih'ler saç ve sakal da dahil olmak üzere vücutlarını tıraş etmiyorlar. Bu kılların, tanrının bir hediyesi olduğunu, bu hediyeyi kesmeyerek saygılarını gösterdiklerine inanıyorlar. Türban giyerek bu uzun saçlarını da temiz tutmuş ve kapatmış oluyorlar. Ayrıca bu örtünmenin tanrıya olan saygılarını gösterdiğine inanıyorlar.

Amritsar Golden Temple India Hindistan Sri Harmandir Sahib
Kompleks içerisini sürekli temiz tutuluyor. İnsanlar, gölden kovalarla aldıkları sularla çevreleri yıkıyor ve ardından süpürüyorlar. Kompleks gece yarısı düzenlenen temizlik törenleri haricinde her zaman açık

Amritsar'a gelince görülmesi gereken diğer bir etkinlik ise Pakistan'ın Lahor şehri sınırındaki Wagah sınır kapısında, akşam üzeri (gün batımından yaklaşık bir saat önce) gerçekleştirilen askeri güç gösterileri. İki ülke askerleri (Hint sınır güvenlik kuvvetleri - BSF ve Pakistan Korucuları - PR), istisnasız her akşam burada yere sert adımlarla vurarak, sınıra yaklaşıp kollarını kaldırarak ve hoparlörlerden çalınan marşlarla birbirlerine gözdağı veriyorlar. Gösterileri izleyen Hint ve Pakistan taraflarının seyircileri bu hareketler sırasında coşkuyla alkışlayarak askerlerinin gösterilerini destekliyorlar.

Yaklaşık 1 saat süren gösteri sonunda sınır kapısı açılarak askerler kendi ülke bayraklarını indiriyor, pek samimi olmayan bir tokalaşmanın ardından kapılar tekrar kapanıyor. 

wagah border amritsar lahor india pakistan hindistan
Gösterilerin yapıldığı ilk yıllarda iyi niyet göstergesi olarak düzenlenen bu gösteri, yıllar geçtikçe daha agresif bir şekle bürünmüş. Gösteriler ücretsiz olarak izlenebiliyor

Wagah sınırına Amritsar merkezinden taksilerle 50 dakikalık bir yolculuğun ardından ulaşılabiliyor. Araçtan indikten sonra birkaç kez pasaport kontrolü ve üst aramasının ardından gösterilerin yapılacağı bölgeye varılıyor. Turistler, gösteriyi yabancılar için ayırılmış daha merkezi bir bölgeden izliyorlar.

Sınır gösterilerine sırt çantaları sokulmuyor.  Çantalar, arabaların park ettiği bölgede bulunan emanetçiye 100 rupi gibi bir ücret ödeyerek bırakılabiliyor. Bu bölgedeki bazı çocuklar, gösterilere gelen ziyaretçilerin yüzlerini, el veya kollarını Hint bayrağı ile boyamak için 10 rupi istiyorlar.

Pakistan ile tam sınırda gerçekleştiğinden, ve Pakistan ile Hindistan arasında yarım saatlik bir saat farkı olduğundan bölge içerisinde cep telefonlarının saatlerini kontrol etmekte fayda var.

wagah border amritsar lahor pakistan india hindistan

Amritsar, Hindistan'daki diğer kalabalık şehirlere oranla çok daha temiz ve düzenli. Trafik karmaşası nispeten az, yollarda ineklere daha az rastlanıyor, korna gürültüsü de bulunmuyor. Burada bir tam gün gezmek yeterli olacaktır.

Devamını Oku
      edit

18 Nisan 2016 Pazartesi

Nisan 18, 2016 tarihinde, tarafından

Seyahat Yardımcısı : Varanasi (Hindistan)

varanasi india hindistan ganj ganga ganges

Ganj nehri kıyısındaki büyüleyici kent, Uttar Pradeş eyaletine bağlı kültürel başkent, Hindu'ların kutsal şehri: Varanasi, eski adıyla Beranes.

Türkiye'den tek aktarmalı uçuşla şehrin havaalanı Lal Bahadur Shastri'ye ulaşmak mümkün. Bunun yanı sıra, ülkenin birçok yerinden trenlerle şehre ulaşılabiliyor. Ulaşım ve Hindistan geneli ile ilgili detaylı bilgileri için şu adrese bakılabilir.

Varanasi'nin merkezine gelince, çok ama çok yoğun bir insan kalabalığı göze çarpıyor. Yollarda araç kullanmak neredeyse imkansız. Bu yüzden genellikle bisikletli rikşalar ve motosikletler insanlarla ve tabi ki ineklerle iç içe olacak şekilde yollardan akıp gidiyor. Varanasi, Hinduizm'in en kutsal yerlerinden biri. Hindu'lar, Varanasi'de ölürlerse yeniden doğum zincirinden kurtulacakları ('mokşa'ya ulaşacakları) düşüncesiyle buraya akın ediyorlar.

varanasi india hindistan


Hindistan'ın kutsal nehri Ganj, Hintlilerin (ve eski İngilizlerin) söylemiyle 'Ganga', Himalayalar'dan doğup, Hindistan'ın kuzeyinden, Kanpur, Allahabad, Varanasi, Patna, Bhagalpur gibi merkezi şehirlerin içerisinden geçip, Bangladeş'te Padma Nehri adını alarak, Hint Okyanusu'nda Bengal Körfezi'ne dökülüyor.

Ganj, Hindu'lar için kutsal bir nehir olduğundan biraz mitolojisinden bahsetmek gerek. Hindu inanışında tanrıların en üst tabakasında üç büyük tanrı bulunuyor: kainatı yaratan Brahma, kainatın koruyucu ve düzen sağlayıcısı Vişnu, kainatı yeniden var olması için yok eden, yıkıcı Şiva. Bazıları bunların tanrı Trimurti'nin (üç yüzlü tanrı) üç temel şekli olduğuna inanıyor. Diğer bir inanışta ise Şiva'nın Vişnu'yu, Vişnu'nun da Brahma'yı yarattığı ve ardından Brahma'nın kainatı yarattığı iddia ediliyor. 
Ganj'ın oluşumu Hindu'ların kutsal metinlerinden Mahabarata destanında şöyle tasvir ediliyor: Bütün evrene hakim olan İndra'nın tüm gücünü ve krallığını elinden alan Kral Bali zamanında, Vişnu, yeniden vücut buluşlarının beşincisinde Vamana denen bir cüce formunda Bali'nin karşısına gelir. Kendisinden evrende üç adım genişliğinde yer bağışlamasını ister. Kral bu isteği kabul edince Vamana Vişnu'ya dönüşür. İlk adımı dünyayı ve tüm evreni, ikinci adımı tüm üst evreni kaplar ve üçüncü adımı atacak yer kalmaz. Kral Bali teslim olur, İndra'nın krallığı kurtulur. Vişnu ikinci adımını attığı sırada ayak başparmağı üst evrende bir delik açar ve buradan Bhagavat-Padi (Vishnupadi, tanrı ayağından çıkan) adı verilen su cennete iner. 
Birkaç yıl sonra, Sagara adlı bir kralın 60,000 çocuğu olmuştur. Gücünü göstermek için düzenlediği Ashwamedha (at kurban etme) töreni öncesinde, tüm yarı tanrı kralların lideri olan İndra, kıskaçlığı sebebiyle atı çalarak dünyaya, o sırada derin meditasyonda olan Kapila adlı bilgenin inziva yerine bırakır. Sagara, tüm çocuklarını atı bulmaya gönderir. Atı bulduklarında Kapila'nın çaldığını düşünerek ona hakaretler yağdırırlar. Uzun süredir inzivada olan Kapila, bu şekilde rahatsız edilince yıllar sonra ilk kez gözlerini açar ve 60,000 çocuk o anda yanarak kül olur. Çocukların ruhları yıllarca ortalıkla dolanır. Sagara'nın soyundan Bhagiratha, atalarının cennete ulaşması için Kapila'dan yardım ister. Kapila, Tanrıça Ganga'nın dünyaya gelerek kendi suyuyla onları temizlemesi durumunda özgür kalabileceklerini söyler. Bhagiratha, yıllarca Brahma'ya Ganga'yı göndermesi için yalvarır. Bunun üzerine Brahma, Tanrıça Ganga'nın dünyaya gönderilmesine ikna olur. Cennetten düşecek suyun çok kuvvetli olacağı sebebiyle su, Şiva'nın saçları arasından süzülerek dünyaya ulaşır. Şiva'ya değerek kutsanan su, küllerine düşerek 60,000 çocuğun canlanmasını, sonsuzluğa kavuşmasını sağlar. Tanrıça Ganga da burada bir akarsu oluşturarak diğer ruhların da arınmasını sağlar. Bhagiratha'nın çabalarına ithafen nehre Bhagirathi denildiği de olmaktadır.

Nehrin dönem dönem yükselip alçalması nedeniyle 1700'lü yıllarda bölgede hüküm sürmüş Maratha Konfederasyonu tarafından kıyı şeridine basamaklar (ghat) inşa edilmiş. İnsanlar nehir kenarındaki ritüellerini buralarda gerçekleştiriyorlar. Bu ghat'ların bazılarında nehre girip dua ediyor ve kendilerini arındırıyorlarken bazılarında elbiselerini yıkıyor, bazılarında da ölüleri yakıyorlar. Şehirde 80'den fazla ghat bulunuyor. Bunlar birbirine genellikle çok yakın konumlanmakta, bu sayede aralarından kıyı şeridinden yürüyerek geçilebilmekteyken bazılarında yol bittiği için dik merdivenlerden tırmanıp şehrin içinden geçerek bir sonraki aralıktan tekrar nehir kenarına inmek gerekiyor.  En bilinen ghat'lar, güneyden kuzeye; Assi, Dashashwamedh, Man Mandir, Manikarnika ve Scindia.

Assi Ghat, güneydeki Assi nehri ile Ganj'ın birleşiminde bulunuyor. Ghat'ların güney ucunun başlangıç noktası olması, geniş bir alanı kaplaması ve çevresinde yer alan restoranlar ile uzun dönem turist, öğrenci ve araştırmacı popülasyonunun yüksek olduğu bir bölgede bulunuyor. Hindu festivalleri zamanında nüfusu oldukça kalabalıklaşıyor.

Dashashwamedh Ghat, şehirdeki en eski ghat'lardan ve en önemli sayılanı. Bir inanışa göre Hindu'ların yaratıcı tanrısı Brahma'nın burada 10 (dash) at (ashwa) kurban (medh) ettiğine inanılıyor ve ghat ismini buradan alıyor. Diğer bir inanışa göre ise Brahma, yok edici tanrı Şiva'yı karşılamak için burayı yaratıyor. İsmi ise daha sonra burada düzenlenen 10 adet atın kurban edilmesiyle alıyor. 

varanasi india hindistan ghat dashashwamedh
Dashashwamedh Ghat

Hindu'lar için ayrı bir öneme sahip, çevresinde birçok Hindu tapınağın da yer aldığı Dashashwamedh Ghat, her akşam Tanrıça Ganga'ya ibadet amaçlı düzenlenen bir Hindu törenine (aarti) ev sahipliği yapıyor.

varanasi india hindistan ghat dashashwamedh
Dashashwamedh Ghat'ta aarti töreni günbatımında başlıyor

Dashashwamedh Ghat'ın hemen bitişiğindeki Man Mandir Ghat, ülkedeki Rajput'lar (Hindistan'daki savaş tabakası) tarafından yaptırılmış, bölgedeki en eski ghat'lar arasında bulunuyor. Dönemde güneş, ay ve yıldızın hareketlerini incelemek için yapılmış ve halen ayakta olan astronomik araçlar da buranın tepesinde görülebiliyor.

Manikarnika Ghat, Hindu'ların ölülerini yaktıkları iki ghat'tan birincil olanı (diğeri Harishchandra Ghat). Burada 7 gün 24 saat aralıksız olarak ceset yakma törenleri gerçekleştiriliyor.

Hindu'lar, ruhların yok edilmez olduklarına, ölümün sadece fiziksel olarak yok oluşu temsil ettiğine, ruhun bir başka formda yeniden vücut bulduğuna, bu şekilde yaşam döngüsünün tekrar ettiğine inanıyorlar. Yeniden doğduklarındaki hayatlarının bir önceki hayattaki yaşam şekline bağlı olduğunu düşünüyorlar. Bu 'karma' felsefesine göre bir insan geçmişte nasıl yaşamışsa sonraki yaşamında onu göreceğinden sürekli iyi bir hayat sürüp olgunlaşarak mokşa'ya -ya da diğer bir deyişle nirvana'ya (nir: dışarı, va: esmek; manevi kurtuluş)- ulaşmayı amaçlıyorlar (bu inanış Budizm'de de mevcuttur). Bu doğrultuda ölümden sonra vücuttan ayrılan ruh, yeniden doğum için ruhlar alemine giderek sonraki formuna dönüşmeyi bekler.
Hint inanışında bir insan fiziksel vücut (sthula sarira), eterik (ruhani) vücut (linga sarira), tohum vücut (karana sarira) ve ruhtan (Ātman) oluşuyor. Ölen bir kişinin ruhani vücudunun fiziksel vücuttan ayrılmayabilceği, bu sebeple ölüyü yakmanın bu bağı kopartacağına inanılıyor. Yakım işlemi sonunda sadece fiziksel vücut yok oluyor, diğerleri özgürlüğüne kavuşmuş oluyor (çocuklarda bu bağ olmadığına inanıldığından genç yaşta ölenler yakılmıyor. Ayrıca bağı kopardıkları düşünülen kutsal kişiler, hamileyken ölen kadınlar ve yılan sokması/cüzzamdan ölen kişiler de yakılmadan, vücutlarına taş bağlanarak doğrudan nehre atılıyor).
Bunun yanısıra Hindu'lar fiziksel vücudun 5 temel elementten (Pancha Bhoota) oluştuğuna inanır: dünya, ateş, su, hava ve gökyüzü. Ceset yakma işlemi (Antima Sanskar/Antyesthi, son tören) sonunda vücudun bu beş elemente ayrıldığına ve dünyadaki eşitliği devam ettirdiğine inanılır. Antyesthi, Hinduizm'in 16 geleneğinden (Sanskara) biridir. Jainizm ve Sihizm'de de cesetler yakılır. Budizm'de de bazen cesetler yakılabilmektedir.

varanasi india hindistan ghat manikarnika
Manikarnika Ghat'a yakından bakıp tören izlenebiliyor ancak fotoğraf çekilmesine genellikle izin verilmiyor. Etraftaki birkaç dolandırıcı, fotoğraf çekimini fark edince veya sadece turist olduklarını anlayınca, tapınaklara ve törenlere yardım adı altında para talep edebiliyor. Bu kişilerden polisi çağırma bahanesi ile kurtulmak gerekiyor. Aynı durum Harishchandra'da da geçerli

Bu gaht'ta bir Şiva tapınağı ve bir kuyu (Manikarnika  Kund) bulunuyor. Kuyunun, Şiva ve eşi Tanrıça Parvati'nin Varanasi'ye (efsanedeki ismiyle Kahsi) geldiğinde yıkanmaları için burada Vişnu tarafından açıldığı söyleniyor. Şiva yıkanırken (başka bir efsaneye göre dans ederken) kulağındaki küpeden bir mücevher (mani) düşüyor. Manikarnika ismi de buradan geliyor : Kulağın Mücevheri.

Varanasi'de ölen bir kişinin mokşa'ya ulaşacağına, yeniden doğum döngüsünden kurtulacağına inanılıyor. Bu yüzden şehir çok sayıda hasta ve yaşlı Hindu ile dolu. Ölmeyi bekleyen bu kişiler için nehir kenarında özel evler bulunuyor. Bir Hindu Varanasi'de öldüğü zaman renkli örtülerle kaplanarak yakınları tarafından ilahiler eşliğinde üstü açık bir bambu tabut üzerinde Manikarnika veya Harishchandra'ya getiriliyor. Ölünün en yakını olan erkek (genelde en büyük oğlan çocuk, yoksa oğlan torun o da yoksa sülaleden başka bir erkek), saçını tıraş edip beyaz kıyafetler giyiyor ve törenden sorumlu oluyor. Ceset, yakınları tarafından Ganj'a daldırılıp çıkarılıyor ve kuruması için birkaç saat kenarda bekletiliyor. Kuruduktan sonra ceset, önceden hazırlanmış odun yığınının üzerine konuyor. Yakımı kolaylaştırmak için odunların üzerine ghee adı verilen saflaştırılmış yağ sürülüyor, sandalağacı tozu ekleniyor. Ceset, yanık kokusunu önlemek için de çeşitli koku engelleyici tütsüler eklenerek halihazırda yanmakta olan odunlardan biri ile tutuşturuluyor. Bu sürece ölünün yakınları dışında bir Dom (ateşin harlanması, yağın sürülmesi vb çeşitli küçük işler yapan Hint kast sistemindeki bir etnik grup üyesi) da eşlik ediyor. Yakım işlemi birkaç saat sürüyor. Ardından alevler nehir suyu ile söndürülüyor, yerdeki küller ve ufalanamayan parçalar toplanarak Ganj nehrine atılıyor.

Bir tören için yaklaşık 300 kg odun gerekiyor. Bu yüzden ölenlerin daha az gelirli olanları daha düşük kaliteli veya daha az sayıda odunla yakılıyor. Hatta bazılarının sadece tezekle yakıldığı da oluyor. Hindistan'da yılda yaklaşık dokuz milyon kişi öldüğünden odun yerine elektrik veya gazla yakım da yapılıyor. Her ne kadar Hinduizm'de böyle bir yasak olmasa da geleneksel olarak tören alanında kadınlar yer almıyor. Bunun duygusal olarak fazlaca etkilenebilecekleri ve ölünün ruhunun fiziksel bedenden kopmak istemeyeceği gibi nedenleri olduğu söyleniyor.

Scindia Ghat, ateş tanrısı Agni'nin doğduğu yer olduğuna inanıldığından Varanasi'deki önemli ghat'lar arasında yer alıyor. Burada sabahın ilk ışıklarında nehre girip arınmak için dua eden çok sayıda Hindu görmek mümkün. Kıyısındaki batık Şiva tapınağı da burayı özel kılan nedenlerden. Lalita GhatChet Singh GhatDarbhanga Ghat ve Bhonsale Ghat, Varanasi'deki diğer önemli ghat'lar arasında yer alıyor.

Ganj Nehri'nde dolaşırken bambaşka bir dünya, çok farklı bir kültürle karşı karşıya kalınıyor. Nehrin tüm pislikleri arındırdığına inanan Hindu'lar, kahverengi renkli, üzeri ceset külleri ve hayvan ölüleri ile dolu, fabrika ve lağım atıklarıyla beslenen bu nehirde yıkanıyor, çamaşırlarını yıkıyor, hatta nehrin suyundan içiyorlar. Bilim adamları, nehrin arıtılması için sudaki zararlı mikroorganizmalar ve diğer atıkları yiyerek beslenen hayvanların nehre bırakılması da dahil olmak üzere çeşitli çalışmalar yürütüyorlar.

Ganj'a gelince kayıkla yaklaşık 40 dakika süren nehir turlarından da yapmak, bu eşsiz yerleşimi uzaktan da izlemek gerek.

varanasi india hindistan ganj ganga ganges

Varanasi sadece Hindu'lar için kutsal bir yer değil. Hindistan'da ortaya çıkmış Budizm'in kurucusu Gotama Buda'nın aydınlandıktan sonra öğretilerine başladığı yer olan Sarnath, şehre 13 km uzaklıkta bulunuyor ve Budist'lerin en önemli hac noktaları arasında yer alıyor.
Devamını Oku
      edit

3 Nisan 2016 Pazar

Nisan 03, 2016 tarihinde, tarafından

Seyahat Yardımcısı : Agra (Hindistan)


Uttar Pradeş eyaletinin Yamuna Nehri kıyısındaki şehri, Babür İmparatorluğu'na başkentlik yapmış tarih dolu kent, Tac Mahal'in ev sahibi : Agra

Şehre 210 km uzaklıktaki Delhi'den veya 240 km uzaklıktaki Jaipur'dan otobüs/trenlerle veya şoförlü araç kiralanarak ulaşılabiliyor. Jaipur - Agra yolu, Delhi'ye göre daha düzgün ve daha az trafiğe sahip. Hindistan'da ulaşım için şu adrese bakılabilir.

Agra'nın en meşhur bölgelerinden Fatehpur Sikri, Japiur yolu üzerinde, şehre 40 km uzaklıkta bulunuyor. Tarihin önemli devletlerinden Babürlerin zamanında, Şeyh Selim Çişti'nin, tahtını bırakacağı bir veliahtı olmayan Ekber Şah'a 3 erkek çocuğu olacağı kehanetinin ardından Cihangir (Selim)'in doğması ile şah bu bölgede bir şehir kurdurur ve şeyhi onurlandırıp minnetini sunmak için şehre Sikri (şükri, müteşekkir) adını verir. Gucerat Sultanlığı'na karşı elde edilen, Babürlerin kesin zaferi, sultanlığın da yıkılmasıyla sonuçlanan savaşın ardından da şehrin hemen yanına Fatehpur (zafer) adı verilen bir yerleşim daha inşa ettirir ve bu şekilde bölge Fatehpur Sikri olarak adlandırılmış olur. Kısa bir süre Babürlere başkentlik yapan Fatehpur Sikri, daha sonra kuraklık sebebiyle terk edilir.

anup talao fatehpur sikri agra hindistan india
Anup Talao ve Panch Mahal

Bölgeye varınca tarihi kısma geçmek için kısa aralıklarla kalkan otobüslere biniliyor. Otobüs ücreti 10 rupi. Kısa bir yolculuğun ardından bilet gişesine varılıyor. 260 rupi tutarındaki bilet alınarak, şehrin kuzey batısından, Sikri'nin turistik bölgesine giriş yapılıyor. 

Geniş yeşil bahçenin ardından tam karşıda iki katlı Diwan-i-Khass (Divan-ı Has, özel konuklar salonu) göze çarpıyor. Burası, Ekber Şah'ın önemli toplantılar için şehre gelen bazı özel misafirlerini giriş katındaki dört köşede ağırladığı, kendisinin de girişin tam ortasındaki sütunla desteklenen üst kattaki özel bölgesinden toplantıyı takip ettiği idari bina. Divan-ı Has'ı geçince Pachisi avlusu adı verilen geniş bir avlu görünecektir. Buradaki renkli kareler ve ortadaki sehpa şeklindeki yapının Hindistan'ın geleneksel peçiç oyunu için yapıldığı, etrafında renkli giysili köle kadınların canlı oyun taşı olarak kullanıldığı söylenmektedir. Avlunun alt kısmında yeşil bahçeli bölgede Ekber Şah'ın bölge halkını ağırladığı Diwan-i Aam (Halk Salonu) bulunuyor. Karşı köşede ise Panch Mahal (Badgir, Beş katlı köşk) yer almaktadır. Köşkün eğlence ve  dinlenme amaçlı olarak inşa edildiği tahmin edilmektedir. Biraz ileride Anup Talao denen süs havuzu vardır. Ortasındaki bölümün dört yönden girilebilen ve özel gecelerde özel misafirleri ağırlamak için kullanıldığı belirtilir. Havuzun arkasında Ekber Şah'ın kişisel amaçla kullandığı Khawabgah Kompleksi yer alır. Bu iki katlı yapının bir katında kütüphane, diğer katında ise Ekber Şah'ın yatak odası (Khilwatkada-i-Khas) bulunur. Yatak yerden oldukça yüksekte yer alır. Ekber Şah'ın odasından Panch Mahal'e gizli bir geçit bulunur. Anup Talao'nun diğer ucunda Şah'ın iki müslüman eşinin (Rukiye Begüm ve Salima Sultan Begüm) kullanması için yapılan Hujra-i-Anup Talao (Türk Sultanın Evi) yer alır. Burası duvar ve tavanlarındaki ince işlemelerle dikkat çeker. Bölgedeki en dikkat çekici binalardan, Şah'ın Hint eşinin konağı olan Jodha Bais Palace da hem Babür hem de Hint Rajput geleneklerinin birleşimi bir mimariye sahiptir.


jodha bais palace fatehpur sikri agra hindistan india
Jodha Bais Palace girişi


İmparator Ekber Şah'tan biraz bahsetmek gerekirse; Şah'ın ilk eşi Rukiye Begüm'dür. Ardından Şah'ın devlet işlerindeki en güvendiği isim olan veziri Bayram Han'ın ölümüyle, dul kalan Salima Sultan Begüm'le evlenmiştir. Üçüncü eşi ise bir Hindu olan Rajput prensesi Jodha Bai'dir. Kendisine, oğlu Cihangir'in doğumuyla Mariam-uz-Zamani de denmiştir. Bu evlilik dinlere olan toleransı göstermesi bakımından da önemlidir. Şah'ın birçok çocuğu olmuş ancak hepsi de kısa sürede ölmüştür. Hayatta kalabilen ilk çocuğu, Hint eşinden olan, devletin sonraki imparatoru olacak Selim'dir (Cihangir). Daha sonra iki erkek çocuğu (Salima Sultan Begüm'den Murad Mirza ve Jodha Bai'den Daniyal) daha olmuştur ve Şeyh Selim Çişti'nin kehaneti doğru çıkmıştır. Ekber Şah döneminde devletin iyice büyümesi, Hint nüfusun artmasına, dolayısıyla Türklerin azınlık olarak kalmasına, devletin bir Türk devleti olmasından uzaklaşmaya başlamasına neden olmuştur. Ekber Şah'tan sonra yerine geçen Cihangir ise kendisine olan güveni boşa çıkartmış, ülkeye giren İngiliz sömürgecilere ek imtiyazlar verilmesi gibi devletin zayıflamasına sebep veren politikalar izlemiştir.

Khawabgah Kompleksi'nin arka tarafında yer alan Fatehpur kısmının turistik bölgesine de yürüyerek geçilebiliyor. Ortasında geniş bir avlu, bir ucunda Jama (Cuma) mescidi, diğer tarafında Şeyh Selim Çişti'nin türbesinin bulunduğu bu bölgeye Ekber Şah'ın kullanmış olduğu Badshahi Darwaza (King's Gate) veya 50 metre yüksekliğindeki ihtişamlı Buland Darwaza (Gate of Magnificence) kapılarından girilebiliyor. Jama mescidi, içindeki süslemeleriyle, avlusuyla birlikte 10 binden fazla kişinin aynı anda namaz kılabileceği kapasitesiyle, dünyadaki en önemli camiler arasında yer alıyor. Şeyh Selim Çişti'nin beyaz mermerle kaplı türbesi genellikle çocuğu olmayan kadınlar tarafından ziyaret ediliyor. İçerisindeki kabre çiçek yaprakları ve para atılarak, türbe etrafındaki pencerelere renkli iplikler bağlanıp dua edilerek dileklerde bulunuluyor. Türbe çıkışında bir görevli her ziyaretçinin kafasına süpürgeyle dokunarak bir ritüeli tamamlıyor. Avlu üzerinde çok sayıda mezar da dikkat çekecektir. Buralar hükümdarlığın aile üyelerinin bir kısmına ve şehrin bazı önde gelenlerine aittir. Kaynaklarda, dış kısımdaki mezarların erkeklere, iç kısımdaki korumalı bölgedekilerin de kadınlara ait olduğu belirtiliyor. Mezarların olduğu bölgede bir gizli geçit bulunuyor. Bu geçidin günümüzde kapalı olduğu, kullanıldığı dönemde ise 40 km ötedeki Agra merkeze çıktığı olduğu söyleniyor.

fatehpur sikri agra hindistan india
Fatehpur'daki bazı mezarlar ve tam karşıda Buland Darwaza kapısı

Fatehpur'daki geniş avlulu bu bölgede ayakkabı ile dolaşmaya izin verilmiyor. Bu yüzden ayakkabılar bir çanta içerisinde taşınabilir ya da girişteki ayakkabı koyma bölgelerine, başında bekleyen bir görevliye 5-10 rupi bahşiş vererek bırakılabilir. Yerlerin çok temiz olduğu söylenemeyeceği için çorapların da kirleneceğini göz önüne alarak yedek çorap taşımakta fayda var. Ayrıca Fatehpur Sikri bölgesini gezmek uzun zaman alabileceğinden ve her bölgede seyyar satıcı bulunmadığından gelmeden önce otobüs durağının civarından su ve tok tutacak muz gibi yiyecekler almak faydalı olacaktır. Bölgede Birbal Bhawan, Sunehra Makan, Tansen’s Baradari gibi gezilecek daha çok yer bulunuyor. Tüm bu tarihi yapıları daha detaylı gezebilmek için bir rehber tutulabilir.

Şüphesiz, Agra'ya gelmenin asıl amacı Tac Mahal'i görmek. Tac Mahal, Yamuna Nehri kenarında, merkez tren istasyonuna 6 km mesafede bulunuyor. Taksi ve rikşa gibi araçlarla ana girişe 5 dakikalık yürüme mesafesinde iniliyor. Yürüyüş yapmak yerine develerle ve rikşalarla ana girişe ulaşmak da mümkün. İçeriye giriş ücreti 750 rupi. Biletle birlikte yarım litrelik su ve Taj Mahal içerisinde giymek için galoş veriliyor. İçeriye cep telefonu ve fotoğraf makinesi gibi temel kullanım cihazları haricinde şarj aleti, kulaklık, çakmak vb. aletler sokulmasına izin verilmiyor. Bilet gişesinin önünde bekleyen, bilet alma konusunda yardımcı olacağını iddia eden kişilerden uzak durmakta fayda var. Ayrıca çok sayıda rehber girişten sonra eşlik etmek için pazarlık yapmaya çalışıyor. Tac Mahal'i rehberle gezmek çok gerekli olmayacaktır.

taj mahal tac mahal india hindistan agra
Tac Mahal'e giriş yolundaki rikşacılar ve deve arabaları


Ekber Şah'ın oğlu Cihangir Han'ın ölümünden sonra Babür imparatorluğunun başına geçen Şah Cihan'ın (Prens Hürrem), yedi eşinden en değer verdiği Mümtaz Mahal'in (Ercümend Banu Begüm), on dördüncü çocuğunu doğururken yaşamını yitirmesinin ardından Şah tarafından kendisinin mezarı olarak 20 yılda yaptırılan Tac Mahal, dünyanın yeni yedi harikasından biri olarak görülüyor. Mimar Sinan'ın öğrencilerinden Mehmet İsa Efendi ve Semerkand'lı Muhammed Şerif'in baş mimar olduğu, kubbesini Mimar Sinan'ın öğrencisi Mimar İsmail Efendi'nin tasarladığı, dışındaki yazılarının ve anıtın dört bir tarafına yazılmış Kuran ayetlerinin Hattat Serdar Efendi tarafından oydurulduğu, dört minareli, mermer kaplı, yakut, pırlanta, inci, zümrüt, firuze, akik gibi çeşitli mücevherler ile süslü kusursuz bir simetriye sahip, gün doğumunda farklı, gün ortasında farklı, gün batımında farklı renklere bürünen,Türk-Hint mimarisinin eşsiz bu eseri aşk için yapılmış en görkemli yapı olarak biliniyor.

taj mahal tac mahal agra india hindistan
Ana Kapısından (Darwaza-i Rauza, The Great Gate) Tac Mahal'in ilk görüldüğü an


Maj Mahal Mac Mahal India Hindistan Agra
Ana kapıdan geçtikten sonra kenarları ağaçlarla donatılmış uzun bir süs havuzu, bitiminde mermer blok içerisinde ayrı bir havuz, ardından tekrar uzun bir süs havuzu ve devamında görkemli Tac Mahal anıtı görülecektir.


Tac Mahal'in içerisinde, kubbenin tam altındaki kısımda, etrafı çevrili sembolik bir kabir bulunuyor. Bunun haricinde Tac Mahal, bir tarafı kabir odasına, diğer tarafı dışarıya bakan süslü geniş bölmelerden oluşuyor. Kabir bölmesinde fotoğraf çekmeye izin verilmiyor. Mümtaz Mahal'ın  gerçek mezarı en alt katta korunaklı bir bölmede yer alıyor. Süslemelerin bir kısmının İngiliz egemenliği sırasında söküldüğü iddia ediliyor.

Tac Mahal'in bir yanında önünde havuz olan bir cami bulunuyor. Diğer tarafında, simetriyi bozmaması için yapılmış, önünde yine havuz bulunan Mehman Khana (misafir evi) adı verilen, zamanında buraya gelenlerin kısa süreli dinlenmeleri için yapıldığı düşünülen bir yapı yer alıyor.

Taj Mahal Mosque Mac Mahal Cami Havuz
Tac Mahal'deki camiye gelen ziyaretçiler önündeki havuzdan abdest alarak namaz kılabiliyorlar. Suyun çok temiz olduğu söylenemez

Tac Mahal'in inşası ile ilgili, mimarın benzer bir eser daha yapmaması için elinin kesildiği, gözlerinin dağlandığı gibi çeşitli efsanelerin yanı sıra, adı ile ilgili de çeşitli teoriler mevcut. Bazıları Farsçadaki Taj (taç) ve Mahal (bölge) kelimelerinden türediğini, bazıları Mümtaz Mahal'in kısaltılmış adı olduğunu, bazıları da buranın eskiden Tejo Mahalya adında bir şiva (Hinduizm'de yıkım ve yeniden doğuş tanrısı) tapınağı olduğunu ve adını bu tapınaktan aldığını söylemektedir. Bu efsanelerin doğruluğu ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır.

Şah Cihan, devletin kaynaklarını bolca harcadığı, eşinin ölümünden sonra devlet ile ilgisini kestiği gerekçesiyle oğlu Alemgir (Evrengzip Şah) tarafından Agra Kalesi'nde göz hapsinde tutulmuş, bir süre sonra burada yaşamını yitirmiştir. Ölümünün ardından Şah Cihan da Mümtaz Mahal'ın yanına gömülmüştür.


Tac Mahal'i günün ilk saatlerinde ve akşam üzerinde gezmek tavsiye ediliyor. Gün batımından sonra ziyaretçilere kapanan Tac Mahal, her ay dolunay zamanı geceleri de gezilebiliyor. Cuma günleri ise turistlere kapalı. İbadet amaçlı gelen Müslümanların giriş yapabildiği belirtiliyor.


Darwaza-i Rauza Taj Mahal Tac Mahal Ana Kapı
Tac Mahal'den Ana Kapı'nın (Darwaza-i Rauza) görünümü

Agra'da tarihi öneme sahip birçok yapı daha bulunuyor. Agra Kalesi, Ekber'in mezarı, İtimad-ud Daula, Mehtab Bag bunlar arasında yer alıyor. Fatehpur Sikri'yi veya diğer şehirlerdeki benzer hisarları gezenler için Agra Kalesi pek farklı gelmeyecektir. Ekber'in mezarı şehrin 10 km uzağında bulunuyor. İtimad-ud Daula ve Mehtab Bag, Yamuna Nehri'nin diğer ucunda, görülmeyi hak eden yerlerden. Özellikle Mehtab Bag'dan Tac Mahal manzarası da görülmeye değer.
Devamını Oku
      edit

13 Mart 2016 Pazar

Mart 13, 2016 tarihinde, tarafından

Seyahat Yardımcısı : Jaipur (Hindistan)


Racastan eyaletinin başkenti, altın üçgenin pembe şehri : Jaipur

Delhi'ye yaklaşık 270 km uzaklıkta bulunan şehre Delhi'den trenle, otobüsle veya şoförlü araçlarla ulaşılabiliyor. Ulaşım için yardımcı olabilecek bilgilere şu adresten göz atılabilir. Görülecek yerler birbirine pek yakın değil ve şehir içi toplu ulaşımın da bu yerlerin tümünü kapsadığı söylenemez. Bu yüzden şehri gezmek için en uygun yöntem şoförlü günlük araç kiralamak. Araçlar tren/otobüs istasyonu çıkışlarından veya kalınan otelin önereceği firmalardan ayarlanabiliyor.

Görülecek yerler arasındaki Hawa Mahal, City Palace ve Jantar Mantar şehir merkezinde birbirine çok yakın konumda yer almakta. Hawa Mahal, yani Rüzgar Sarayı, dıştan oldukça heybetli bir yapı. Kraliyet mensubu kadınların, şehrin gündelik yaşantısını ve törenlerini, insanlara görünmeden rahatça gözleyebilmesi için yapılmış. Görkemli bir mimariye sahip olması ve ana yol üzerinde bulunması sebebiyle bölge ziyaretçilerinin ilgisini çeken, şehrin sembol yapılarından biri. 50 rupi ücret ödeyerek iç kısmına da girilebiliyor.

Hawa Mahal Jaipur India
Orijinal mimarisinde bina ve pencerelerin tasarımı, bina içerisine hafif bir esinti sağladığından Rüzgar Sarayı olarak adlandırılan Hawa Mahal, yapılan restorasyonlardan sonra bu özelliğini yitirmiş

Hawa Mahal'in hemen arkasında, uzun yıllar boyunca saltanat hanesine ev sahipliği yapan City Palace yer alıyor. İçerisindeki binaları, avluları, tapınağı görmek için 300 rupi giriş ücreti var. Bir o kadar da rehbere verilerek tur şeklinde de gezilebilir. Müze girişi için 400 rupi ekstra ücret bulunuyor. Bunun haricinde 2500 rupi gibi yüksek bir ücret ödeyerek iç odaların da gezilebildiği daha kapsamlı bir tur da yapılabiliyor. Şehirde 1-2 gün gibi kısa süre kalacaklar için City Palace, diğer görülecek yerlere nazaran sona bırakılabilecek bir yer.

İçerisinde çeşitli astronomik gözlemlerin yapımında kullanılmış dev gereçler bulunan, Yantra (araç) ve mandir (tapınak) kelimelerinin birleşiminin değişerek günümüze gelmiş hali olan Jantar Mantar, bölgede görülmesi gereken diğer bir nokta. Güneş ışıkları ile saat hesaplamaları (Laghu Samrat Yantra), gökyüzü cisimlerinin hareketlerinin tespiti (Jai Prakash Yantra), güneşin meridyenden geçiş zamanının hesaplanması (Chakra Yantra), güneş hareketlerinin incelenmesi (Narivalya Yantra) burçlara göre savaş, evlilik vb. önemli tarihlerin belirlenmesi (Rashivalaya Yantra) gibi amaçlarla kullanılmış birbirinden faklı 19 gereç, 200 rupi giriş ücretiyle ziyarete açık. İçerisinin bir rehber eşliğinde gezilmesi daha faydalı olacaktır.

Jantar Mantar Jaipur India
Delhi, Varanasi, Mathura ve Ujjain'de de yapılmış Jantar Mantar'ın en büyüğü ve en iyi şekilde korunanı Jaipur'da bulunuyor. Fotoğrafta solda Chakra Yantra, sağda Laghu Samrat Yantra, alt kısımda Jai Prakash Yantra görünüyor. Açıklamalar için şuraya bakılabilir

Bu bölgeleri gezdikten sonra Amer Fort'a giderken yol üzerinde, Man Sagar suni gölü üzerinde, konumuyla ve çatısındaki bahçesiyle eşsiz bir güzelliğe sahip Jal Mahal, yani Water Palace veya diğer adıyla Summer House yer alıyor. İlk zamanlarında yaz sezonlarında kraliyet mensuplarının ördek avı partilerine ev sahipliği yapmış olan Jal Mahal, suyun aşındırması sebebiyle restorasyonda bulunuyor ve özel durumlar hariç ziyaretçilere açılmıyor.

Jal Mahal, yol kenarından veya aşağısına inerek göl kıyısından izlenebilir. Kıyı kısmının moloz ve çöplerle dolu olduğu ve buradaki kaya boşluklarında farelerin bolca bulunduğunu belirtmekte fayda var. Yine de yol kenarından da olsa mutlaka bu eşsiz yapıyı seyretmek için durmak gerek

Jaipur'da üç büyük Fort (hisar) bulunuyor. Bunlar arasında ilk başta gelen Am(b)er Fort, merkezin yaklaşık 10 km kuzeyinde, Maotha gölü kenarında yer alıyor. Araç kiralanmışsa doğrudan, otobüsle gelinmişse Amer durağından kısa bir yürüyüşle veya fillerle girişe varılabiliyor. Fillerle ulaşım turistlerin çok ilgisini çekiyor. Her filin gün içinde yapabileceği tur sınırlı olduğundan genellikle saat 11 gibi fil turu sona ermiş olduğundan hisara giriş için erken saatlerde sıraya girmek gerek. Fil için iki kişi 1000 rupi ücret ödemek gerekiyor. Fillerin bu bölgede pek iyi olmayan koşullarda tutulduğu belirtildiği için hayvan hakları savunucuları tarafından bu olaya sıcak bakılmadığını da belirtmekte fayda var.

Amer Fort'a giriş ücreti 200 rupi. Akşam üstü fiyat yarıya düşüyor

Hisar 4 ana bölmeden oluşuyor. Her bölmenin kendine ait avlusu bulunuyor. Girişteki ana avlu Jaleb Chowk (Main Courtyard), savaştan dönen askerlerin savaş ganimetlerini gösterdikleri yer olarak kullanılmış. Merdivenlerden çıkılarak ulaşılan ikinci avluda çift sütunlarıyla, detaylı süslemeleriyle Diwan-I-Aam (Hall of Public Audience) dikkat çekiyor. Rajastan hükümdarları (mihrace), burada halkın sorunlarını, isteklerini dinlemekteymiş.

Üçüncü avludan ilk iki avlunun görünümü. İkinci avluda sağ kısımda Diwan-I-Aam görünmekte

Amer Fort'ın en ilgi çeken, zamanında mihracelerin ve ailesinin ikamet ettiği üçüncü avlusunda Jai Mandir (Sheesh Mahal / Hall of Victory), Sukh Niwas (Sukh Mahal / Hall of Pleasure) ve Babür bahçeleri yer alıyor. Duvarlarından tavanına her yeri aynalarla süslenmiş Jai Mandir, Amber Fort'daki en gösterişli bina. İçerisine giren en ufak bir ışığın bu aynalardan yansıyarak her tarafını aydınlatacağı şekilde muazzam mimaride tasarlanmış. Mihrace Man Singh'in yıldızlar altında uyumayı çok isteyen eşine izin vermediği, onun yerine bu binayı yaptırdığı söyleniyor. Sukh Niwas içerisindeki Palace of Man Singh I, Amber Fort'un en eski kısmı ve hanedanlığın ana merkezi. Dördüncü avlu ise zenanaların (mihrace eşinin ve metreslerinin) ayrı ayrı odalarının bulunduğu kısım. İçerisi mihracenin hangi eşinin yanına geldiğinin diğerleri tarafından fark edilmeyeceği şekilde tasarlanmış.

Amer Fort'un biraz ilerisinde, Jaipur'un ikinci büyük hisarı Jaigarh Fort da vakti olanların görmesi gereken bir yer. Diğer bir hisar Nahargarh Fort da City Palace yakınlarında yer alıyor. Burası özellikle gün batımında şehir manzarası için uğranması gereken bir hisar. Hindistan genelinde yüzlerce hisar bulunuyor ve Jaipur'daki Amber Fort, görülmesi gerekenler arasında en başlarda yer alıyor. Amer Fort'u gezerken fazla bir tabela ve bilgilendirme yazısı bulunmadığından bir rehber tutmakta fayda var. Fort girişi 200 rupi. Yukarıda bahsedilen Hawa Mahal, Jantar Mantar, Nahargarh Fort, Amber Fort ve şehir merkezindeki Albert Hall müzesi için 2 gün geçerli birleşik bilet de temin edilebiliyor ve fiyatı 400 rupi.

Jaipur'daki en ilgi çeken yerlerden biri de merkezin yaklaşık 10 km doğusundaki  Galta Ji tapınaklar kompleksi. İçerisinde bolca maymun bulunduğundan Galwar Bagh (maymun tapınağı) olarak da biliniyor ancak kompleks Ganeşa fil tanrısına ithafen yapılmış. Her ne kadar biletli bir girişi olmasa da girişten hemen sonra tapınak görevlileri makbuz karşılığında kişi başı 50 rupi'lik bir ücret talep ediyorlar. İçeride fotoğraf çekmenin ücretli olduğunu gösteren tabelalar da bulunuyor ancak bunun pek uygulandığı söylenemez. Kısaca, komplekse girmeden önce 20-50 rupiye maymunları beslemek için fıstık alıp, içeride 50 rupilik bir bağış yaparak bu tarihi ve kutsal bölgede gezilebiliyor.

Galta Ji içerisinde Kund adı verilen, hacıların içine girerek arındığı kutsal su havuzları bulunuyor. Fotoğraftaki Galta Kund'un tarih boyunca hiç kurumadığına inanılıyor

Kompleks içerisinde 5 adet tapınak bulunuyor. Bunların içerisinde en tepede Surya Mandir (Sun Temple) yer alıyor. Bu tapınağa ulaşıp tepeden Jaipur manzarası izlenebilir. Tapınağa çıkışta yol boyunca onlarca maymun görünecektir. İnsanlara alışkın ve tehlikesiz olan bu maymunlar kendilerine yem veren insanların eğer daha fazla yemi olduğunu görürlerse peşlerini bırakmıyorlar. Bu yüzden yemleri kapalı bir çanta içerisinden çıkarıp gizli olarak vermekte, eller cepte dolaşmamakta fayda var.

Fotoğraf sahibi : ugurusug

Merkezindeki tarihi binalar birkaç istisna dışında pembe renge boyalı olduğundan 'Pembe Şehir' olarak da bilinen Jaipur, Hindistan gezisi sırasında 2 gün ayırılıp gezilmesi gereken bir şehir. Fırsat bulup şehirdeki müzeler ziyaret edilebilir, merkez içerisindeki çarşılardan klasik Hint kumaşları satın alınabilir.

Devamını Oku
      edit

15 Şubat 2016 Pazartesi

Şubat 15, 2016 tarihinde, tarafından

Seyahat Yardımcısı : Hindistan


Karmakarışık trafiğiyle, barındırdığı farklı inanışlarıyla, kültürel zenginlikleriyle belki de görüp görülebilecek en ilginç, en aykırı, en renkli ülke: Hindistan.

Hindistan, Türkiye'den gelen turistler için vize talep ediyor. Vize almak ise çok zorlu bir süreç değil. İnternetteki şu adresten başvuru formunu doldurup, başvuru yapılacak şehir, gün ve saat seçimi yapmak gerekiyor. Formun çıktısının yanı sıra, ikametgah belgesi, uçuş biletleri, banka hesap dökümü, pasaport, pasaport fotokopisi, nüfus cüzdanı fotokopisi, bir adet fotoğraf (başvuru formu doldururken yüklenen fotoğrafın kendisi de olabilir) ile birlikte 42 dolar (sadece nakit ödeme yapılabiliyor ve madeni para kabul etmiyorlar) tutarındaki vize ücretini ilgili görevliye teslim ettikten sonra eğer tatil ve ekstra yoğunluk gibi bir durum yoksa aynı gün içerisinde saat 17'den sonra vize elden teslim alınabiliyor.

Türkiye'den direkt ve aktarmalı uçuşlarla 8,5 saatlik bir uçak yolculuğunun ardından Hindistan'a varılabiliyor. Ülke GMT +5:30 diliminde. Varış saatini bu farklılığa uygun ayarlamakta fayda var. Hindistan'da bir çok havalimanı bulunuyor. Bunlar arasında en uygun fiyatlıları ve nispeten büyük olanları Delhi ve Mumbai'dekiler. Hindistan'daki gezi rotasına göre uygun havalimanı seçilebilir. Ülke girişinde pasaport kontrolü sırasında ziyaret süresi, kalınacak yer gibi bilgilerin bulunduğu form dolduruluyor.

Hindistan'da para birimi rupi. 70 rupi yaklaşık olarak 1 dolara denk geliyor. Türkiye'deki döviz bürolarında ve havalimanlarında rupi bulmak pek mümkün değil. Bu yüzden dolar, euro gibi geçerli bir para biriminde nakit alarak ülkedeki döviz bürolarında değişim yapılabilir. Bazı döviz büroları Türk lirasını da kabul ediyor. Ülkedeki her ATM'den nakit para çekimi mümkün olmuyor. Para çekilebilenlerin çoğunda da 5-6 bin rupiden yüksek miktarlar tek seferde çekilemiyor. Her çekimde komisyon alındığını da belirtmek gerek. Kredi kartı için de benzer durum söz konusu. Kartlar belirli bir miktardan fazla çekimlerde sıkıntı yaratabiliyor. Şehirlerdeki orta ve küçük ölçekli otel ve restoranlar, çoğu turistik yerlerin bilet gişeleri sadece nakit kabul ediyorlar. Metrolarda kart ile jeton alınabiliyor ancak gişelerden alımlar da genelde kart kabul edilmiyor.


Delhi'de okula bisikletli rikşa ile giden bir öğrenci

Ülke içinde uçak, tren ve şoförlü araç kiralama yöntemleri ile şehirler arası yolculuk yapılabiliyor. Tren ile çok fazla yere gitmek mümkün. Ana merkezler arasında çalışan trenler, filmlerde ve haberlerde görüldüğü gibi tepesinde yolcu alacak kadar kalabalık değil. 1, 2 ve 3. sınıf biletlerle farklı tip yolculuk yapılabiliyor. Yer halısı ve kendine ait dolabı olan birinci sınıf vagonlar genellikle iki kişilik odalardan oluşuyor. Fiyatları ise şehirler arası uçak fiyatına yakın. Sakin ve daha steril bir yolculuk için tercih edilebilir. İkinci ve üçüncü sınıf vagonlar ise dört (açılabilir iki yatak) ve altı (açılabilir iki yatak) kişilik açık bölmelerden oluşuyor. Ayrı odalar olmadığı için vagon içinde dolaşan veya sürekli konuşan insanların olabileceğini unutmamak gerek. En alt katta yatağı olanlar biraz daha şanssız çünkü ara ve üst kattakiler geniş bir alanları olmadığı için uykuları gelene kadar en alt kısımda oturarak vakit geçiriyorlar. Gece de uyandıklarında bazen altta birinin yatıyor olduğuna bakmadan boş buldukları kısma oturabiliyorlar. Trenlerde her sınıf için klima bulunuyor ve uyumak için yastık çarşaf ve battaniye bilet fiyatına dahil. Tren biletleri internetten, istasyonlardaki ofislerden veya tren garlarının yanındaki turizm acentelerinden temin edilebiliyor. Tren istasyonlarında da beklentiyi düşürmek gerek. Etrafta bağıran bir çok insanın olduğu, yerlerde yatan veya yemek yiyen bir çok kişiye rastlanabiliyor. İstasyonlarda kötü bir koku var ve ray üzerinde çokça fare görmek mümkün. Bazıları insanlar arasında gezinebiliyor. Hangi trenin doğru tren olduğunu ve hangi vagona gitmek gerektiğini ilk birkaç yolculukta bulmak zor olabiliyor. Ayrıca peronlar son dakikaya kadar değişebiliyor. Bunun için de tren ve vagon gösterici rehberler bulunuyor. Çoğunluğu İngilizce bilmeyen rehberler, sadece bilete bakarak yolcuları yerleştiriyor ve bunun için 100 rupi civarında bahşiş talep ediyorlar. Trenler genellikle 1 saate yakın gecikmeli geliyor ve yolculuk, tahmini süreden daha uzun sürüyor. Turistler de bu durumun farkında olduğundan pek yadırgamıyorlar. Hindistan'a gelmişken en az bir kez, özellikle üçüncü sınıf vagonda yolculuk yaparak bu tecrübeyi edinmek farklı bir deneyim olacaktır.

3. sınıf vagonlarda bir yolculuk 


Hindistan'ın turistik şehirlerinde gezilecek yerler birbirine yakın konumda değil. Bir yerden diğerine gitmek için (ayrıca metro bağlantısı olmayan şehirlerde havalimanı/tren istasyonundan merkeze ulaşım için) yaygın olarak şoförlü araç kiralanıyor. Standart arabalarla ya da tuktuk veya motorlu rikşa denen üç tekerli vasıtalarla şehirde istenen yere kolayca ulaşılabiliyor. Mesafesi daha kısa olan yerler arasında ise bisiklet rikşalar oldukça kullanışlı. Şehirde gezilecek yerlerin planı yapılırken mesafeye göre hangi araç seçileceğine karar verilebilir. Genel olarak tüm günlük araç kiralama daha az yorucu bir yolculuk sağlayacaktır. Ağırlık yapan veya gezilecek yerin içerisine sokulmayan çanta, valiz gibi eşyalar da bu sayede araçlarda bırakılabilir. 

Tren ve uçağa alternatif olarak, birkaç saatlik şehirler arası yolculuklar ve şehir içi ulaşımı kapsayacak birkaç günlük şoförlü araç kiralama da tercih edilebilir. Bunun için çoğunlukla tren istasyonlarının yanında bulunan seyahat acentelerine giderek rotaya göre uygun bir plan (şehirler arası ulaşım, şehir içi ulaşım ve kalınacak yerlerin planı) çıkartılabilir. Örneğin Hindistan'ın meşhur 'altın üçgen' turu Delhi, Jaipur ve Agra için Delhi'den kiralanacak bir araç ile birbirlerine 3-3,5 saat mesafedeki bu şehirler arasında ve şehir içi gezileri için bir araç ayarlanabilir. Acenteler anlaşmalı oldukları otellere de bütçeye uygun konaklama imkanı sunuyor. Daha uzak mesafeler için araç uyun olmazsa tren biletini de ayarlamayı da bu şirketler yapabiliyor. Fiyatlar gün sayısı, kalınacak otel, alınacak tren biletinin sınıfı gibi çok sayıda etkene bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Kabaca, şehirler arası uçak fiyatlarına bir miktar şehir içi turu için ödenecek tutar eklenip kıyaslama yapılabilir. Bir örnek olarak, Delhi'de kısa bir turun ardından akşam yola çıkıp gece Jaipur'da otelde kalıp, ertesi gün Jaipur şehir turu ve gecesinde tekrar otel yapıp, sonraki gün Agra'ya yolculuk ve Agra turu, gecesinde trenle Agra'dan Varanasi şehrine 1. sınıf bilet, Varanasi şehrinden Delhi'ye geri dönüş 3. sınıf tren bileti, oradan da Amritsar şehrine araçla gidiş ve dönüş için kişi başı yaklaşık 20,000 rupi'ye anlaşılabilir. Şoför de ayrıca 1000-2000 rupi civarı bahşiş isteyebiliyor. Bu şirketler kendi itibarları söz konusu olduğundan güvenilirler, yarı yolda bırakma gibi bir durum söz konusu olmuyor. Yine de yapılacak ödemeyi kapora + bir miktar turun yarısında + en son gün geri kalanı + bahşiş şeklinde yapmakta fayda var. Bu tür bir plan, vakti kısıtlı olanlar için ve 2-4 kişilik gruplar için oldukça ideal. Ayrıca şehirdeki günlük olaylar hakkında en rahat bilgiler bu yolculuklar sırasında şoförlerden öğrenilebiliyor. Yine de çok kafa karıştırıcı ise şehirler arası düzenlenen toplu turlar da başka bir alternatif olarak düşünülebilir.


Ülkede tuktuk kullanımı oldukça yaygın. Bazen o kadar kalabalık oluyorlar ki yolculardan bazıları hatta şoför bile aracın dışında kalabiliyor. Motosikletlerde de 4-5 kişi görmek oldukça sıradan bir durum

Hindistan'da araçlardan bahsedip de trafiğinden bahsetmemek olmaz. Direksiyon sağda ve trafik soldan akıyor ama bu muhtemelen buradaki en az kafa karıştırıcı şey olacaktır. Şehir içlerinde inanılmaz bir araç trafiği var. Bir anda yola fırlayan, nereden geldiği belli olmayan tuktuk ve motosikletler de bu trafiği iyice arttırıyor. Şeritler karman çorman, buna bir de hiç ama hiç susmayan korna sesini de eklemek gerek. Araçlar kornayı birbirlerini uyarmak için kullanmıyor adeta gaz pedalı olarak korna çalıyorlar. Öndeki-yandaki bir araca dokundurmadan yolculuk imkansıza yakın. Çoğu araçta dikiz aynası düşmüş durumda veya şoförler bu durumu bildiklerinden aynaları sökmüşler. Vuruk izi olmayan araç görmek de çok zor. Şehirler arası yollarda da benzer bir durum var. En merkezi şehirler arasında bile yollar genelde bozuk, bazen şeritler kapalı, bazen toprak yollardan gidiliyor. Aynı yol üzerinde bir sürü bilet gişesinden bilet almak için durmak gerekiyor. Otoyollarda yol ışıklandırma çoğunlukla yok. Geceleri araçlarda sürekli uzun farlar açık. Susmayan kornalara kamyon kornaları da ekleniyor. Çoğunluğunun boylarla ve çeşitli süslemelerle kaplı olduğu kamyonların arkasında aynı yazı yazıyor : 'Horn (OK) please' veya 'Blow horn'.

Otoyollarda bölünmüş yol olması da çok bir şey ifade etmiyor gibi. Bir anda karşı şeritten u dönüşü yapan kocaman bir TIR tüm trafiği durdurabiliyor. Makas atmadan araç kullanmak neredeyse imkansız. Hızla giderken bir anda bir bisikletli yola fırlayabiliyor. Bir de meşhur Hindistan klasiği; ana yoldan yürüyen inek görünce de şaşırmamak lazım. Böyle bir kaos ortamında araç kullanıp da ölümlü kazaya sebebiyet veren çok şoför var ancak söylenenlere göre ölümlü kazaların bir hapis cezası yok. Suçlular genelde birkaç kez karakolda ifade vermelerinin ardından para cezası ile kurtuluyor (Örneğin, bir araç şoförü bir polis aracını sıkıştırarak iki polisin ölümüne sebep olmuş, birkaç ay ifade için karakola gitmiş ve sonrasında yaklaşık 5,000 rupi ceza ödeyerek kurtulmuş). Ülke hapishanelerinin çok tehlikeli olduğu söyleniyor. Ufak bir sebeple (yemek yediği tabağı başkasına verip yıkamasını isteyince o kişi yıkamazsa, masaj yapmasını isteyince reddedince gibi) kavgalar çıkıyormuş. Ülkede çok sayıda mahkeme olduğunu ve bunların trafik kazaları haricindeki olaylarla çok meşgul olduğunu da belirtmek gerek.

Varanasi'de ana caddelerden biri


Söz konusu Hindistan olunca dikkat edilmesi gereken bir nokta da hijyen. Ülke (daha doğrusu turistik olarak gezilecek kısımları) pek hijyenik değil demek fazla kibar kaçar, oldukça pis. Caddelerde, özellikle yazın feci bir sidik kokusu oluyor. Sebebi de basit: İnsanlar sağa sola işemekten çekinmiyorlar. Dolayısıyla her yerde sinekler var. Hatırı sayılır oranda yere tüküren insan görmek de mümkün. Araç sürücüleri de yolda durma ihtiyacı hissetmeden kapıyı açıp yere tükürüp araç kullanmaya devam ediyorlar. Belirli belirsiz bir çok yerdeki çöp yığınlarını eşeleyen at, inek ve domuzlar da karınlarını doyurmaya çalışıyorlar. Hindistan'a giderken aşı olmak gerekmiyor. Sadece gidince dikkat etmekte fayda olan ufak şeyler var : şehirdeki musluklardan akan sulardan içmek önerilmiyor. Elleri de sık sık dezenfekte etmek iyi olacaktır. Dişleri fırçalamak ve banyo yapmak için ayrı su kullanmak, otel ve trenlerde verilen çarşafları kullanmamak kadar paranoyak olmaya da gerek yok.

Çöp birikintilerinin yanında inek, domuz, köpek, eşek, at görmek çok doğal

Hindistan'da yiyecek içecek fiyatları gayet uygun. Bir litre su 20 rupi, bir şişe bira 80 rupi, et yemeği ve pilavdan oluşan ortalama bir yemek 500 rupi. Akşam 8 gibi alkol satışı yasaklanıyor. Yine de bakkallardan 10-20 rupi bahşiş karşılığında temin edilebiliyor. Bisküvisinden diş fırçasına ve cep telefonuna, satılan ürünlerin çoğu Çin malı. Ülkede büyük bir vergi politikası var. Restoranlardaki yemeklerin toplam fiyatına ek vergi ödemek gerekiyor. 400 rupilik bir yemek 450'ye, 1800 rupilik yemek 2100 rupiye çıkıyor. Üzerine de bahşiş talep ediyorlar. Bahşiş ülke genelinde her ortamda yaygın. Fotoğraf çekimi için poz veren yerliler, trende inilecek durağa yaklaşıldığını haber veren görevliler, yine tren istasyonunda seyahat bilgilerinin yazıldığı defterde ne yazdığını açıklayan insanlar,  turist olduğunu anladıklarının yanına gidip yol tarif edenler, lavabo çıkışında peçete tutup bekleyenler ve daha bir çok türde bahşiş isteme yöntemleri olan insanlara denk gelmek mümkün. Bu insanları kibarca reddetmek gerekiyor. Genelde ısrar etmiyorlar.

Hindistan'ın geniş bir yemek kültürü var. Çeşitli mezelerin topluca bulunduğu, genellikle papadum denen yufka ekmekle sunulan thali denenebilir. Biryani isimli baharatlı pilavı da sade veya etli olarak sunuluyor.  Bunun haricinde, tikka, tandoori, butter chicken, Rogan josh en bilinen Hint yemeklerinden. Bu yemekler standart olarak bol baharatlı oluyor. Damak tadına göre baharat miktarını ayarlatmakta fayda var. Baharat olarak çoğunlukla yeşil kakule, kişniş, chili biberi, köri, karanfil, safran, çin tarçını, zerdeçal, çemen, sarımsak, karabiber, kimyon kullanılabiliyor (ülkedeki çeşitli baharat dükkanlarından bu baharatlar temin edilebilir). Et yemeklerinde genellikle tavuk veya keçi eti oluyor. Kuzu eti de diğerleri kadar olmasa da yaygın. Domuz eti sadece Müslümanların olduğu bölgelerde değil, genel olarak hayvanın temiz olmamasından dolayı çoğu yerde, sığır eti de Hinduların inançları gereği çoğu yerde tüketilmiyor. Ana yemeklerinin yanında sarımsaklı, sebzeli, safranlı pilav ve chapati lavaş ekmeği başta olmak üzere türlü türlü ekmekleri bulunuyor. Kahvaltılarda lavaş ekmeğinin yanında omlet ve çeşitli reçeller yaygın. Tatlılarında çoğunlukla tarçın kullanılıyor. Nohut unu ve pudra şekeri ile yapılan ladoo en meşhur tatlıları. Bunların haricinde çevresinin temiz olduğu görünen sokakta satılan yiyecekler de denenebilir. Özellikle samosa'yı ve kachori'yi denemek gerek. Masala çayı, lassi denen meyve aromalı kıvamlı ayranı ve Kingsfisher birası da oldukça ünlü.

Thali içerisinde bizim damak tadımıza pek hitap etmeyen mezeler de var ve çok acı olabiliyorlar

Otoyol kenarlarında da İngiliz usulü sütlü çay satılıyor. Masala baharat karışımı eklenmiş hali olan masala çayı ise Hindistan'daki en popüler içecek

Hindistan'a genellikle muson yağmurlarının olmadığı dönemde, Ekim ile Mart ayları arasında gidilmesi daha uygun. Ülkenin kuzeyi ile güneyi arasında sıcaklık farkı olduğundan gidilecek yere göre ideal ziyaret aralığı değişiyor. Haziran - Ağustos arasında ülke aşırı sıcak. Buna muson da eklenince boğucu bir hava söz konusu olacaktır. 

Ülkedeki oteller her kesime hitap edecek şekilde çok değişken fiyatlı. Bazılarının günlük fiyatıyla başka birinde 1 hafta kalınabiliyor.

Ülkenin kumaşları çok popüler. Şehir merkezlerinde bulunan kumaş dükkanlarından çeşitli Hint eşarpları ve şalları alınabilir. Baharat olarak da safran ve masala alınabilir.

Hindistan'a daha geniş süreli bir gezi planlanmışsa batı sınırındaki Pakistan, doğu sınırındaki Bangladeş, Nepal gibi ülkeler de ziyaret edilebilir.


GENEL BİLGİLER

Hindistan, 29 eyalet ve 7 birlik bölgesinden (merkez hükümete bağlı bir çeşit yönetimsel bölge) oluşan ve İngiliz Milletler Topluluğu (Commonwealth of Nations) üyesi federal devlet yapısına sahip bir ülke. Ülkede 1 milyardan fazla insan yaşayınca yönetimsel olarak biraz değişik bir yapılanma kurmuşlar. En kalabalık yerleri Maharashtra eyaletine bağlı Mumbai şehri, Delhi birlik bölgesi ve Karnataka eyaletine bağlı Bangalore şehri. Ülkenin başkenti ise Delhi birlik bölgesinin de başkenti olan New Delhi şehri. 

Ülkenin resmi dilleri Hintçe ve İngilizce. Hintçe ülkenin tamamına yakınında konuşuluyor. İngilizce ise oldukça geri sıralarda. Halk içinde İngilizce konuşan kişi bulmak pek kolay olmayacaktır. Bir milyondan fazla kişinin konuştuğu, başta Bengalce, Telugu, Marati, Tamilce, Urduca olmak üzere 29 dil bulunuyor. Daha az sayıda kişinin konuştuğu diller de eklenince yüzlerce dilin konuşulduğu bir ülke Hindistan.

Uzun yıllar boyunca İngiltere sömürüsü olan Hindistan'ın özgürlüğünü kazanmasında en büyük role sahip kişi şüphesiz Mahatma Gandi'dir. Ülkedeki İngiliz yönetimine karşı pasif direnişe liderlik eden Gandi, 2. Dünya Savaşı sonrasında İngilizlerin güç kaybının da etkisiyle ülkenin özgürlüğüne kavuşmasında başrol oynamıştır. Ülke bağımsızlığına kavuşmuş ancak bağımsızlık mücadelesi sırasında Gandi'nin yanında olan Muhammed Ali Cinnah önderliğindeki müslüman çoğunluk Hindistan'dan ayrılarak batı ve doğu kısımlarda iki farklı konumda Pakistan'ı kurmuştur (birkaç yıl sonra Doğu Pakistan hakimiyeti kaybolarak Bangladeş kurulmuştur). Böylece Hindistan özgürlüğüne kavuştuktan bir süre sonra batısında Pakistan, doğusunda Bangladeş'e komşu oldu. Bu süreçte Mahatma Gandi bölünmeyi istemese de iç savaşın çıkarak çok sayıda insanın yaşamını yitirmemesi için ayrılığa onay verdi. Bu olayın Hindistan'ı zayıflattığını düşünen aşırı bir milliyetçi tarafından ise suikaste uğrayarak yaşamını yitirdi. Ülkede bir çok yerde Mahatma Gandi anısına heykeller dikilmiştir. Uzun yıllar sınırların çizilmesi konusunda anlaşamayıp savaşan Pakistan ile Hindistan arasında halen Keşmir bölgesi meselesi sebebiyle çatışmalar yaşanıyor.

Hindistan'da birçok farklı inanış var. Ülke nüfusunun çok büyük bir kısmı hinduizmi benimsemiş. Daha sonra ise sırayla müslümanlık, hristiyanlık, sihizm, budizm ve jainizm geliyor. Hindular ülkenin kuzey ve doğu ucu hariç her yerine yayılmış durumdalar. Müslümanlar da daha seyrek olsa da ülke geneline yayılmış durumdalar. Hristiyanlar güney ve batı kısımlarda yoğunlaşıyor. Sihler sadece Punjab eyaletinde bulunuyor. Budistler Maharaştra ve Cemmu-Kaşmir eyaletinde, Jainler ise batı kesimde yoğunukta. 

Ülke nüfusunun %70'e yakını Hindu. Bu sebeple çoğu yerde küçük tapınaklar görülebiliyor

Hindu'larda özellikle kadınların kıyafetleri ve alınlarındaki kırmızı/turuncu boya (bindi) dikkat çekiyor. Alnın ortasında bulunan kırmızı nokta olumsuz düşüncelerden arınmayı ve üçüncü gözü, dolayısıyla bir gün bu gözün açılıp aydınlanabileceklerini temsil ediyor. Evli Hindu kadınlar tarafından daha çok bu renk kullanılıyor, bekar ve dul Hindu kadınlarının bindileri ise genellikle siyah renkte oluyor. Modaya göre daha başka renkler de kullanıldığı oluyor. Boya haricinde yapıştırma şeklinde kullanımı da yaygınlaşıyor.  Erkek Hindularda da bazen bindiye rastlanıyor. Erkeklerde buna tilak adı veriliyor. Tapınaklardan çıktıktan sonra, ibadet edildiğini göstermek için de bindi/tilak takılabiliyor.

Jaipur'da Jal Mahal'i seyreden renkli kıyafetli Hint kadınlar

Hindular kendilerine fayda sağlayan her şeyi kutsal sayıyorlar. Bunlar arasında ise en çok önem verdikleri inekler. İnekler, karşılık beklemeden süt veren bir anne gibi onlar için. Bu yüzden tüm varlıklar arasında ineklerin yeri ayrı. İnek eti yememeleri de bununla ilgili. Çevrelerindeki ineklere de dokunmuyorlar. Bu yüzden her yerde ineğe rastlanıyor. Bunun haricinde ineklere tapma gibi bir durum söz konusu değil. İnekler çoğunlukla çevredeki yeşilliklerle ve çöpten buldukları yiyeceklerle, kendi hallerinde yaşıyorlar.


Devamını Oku
      edit